Bilgi Kutusu
Anahtar Kelimeler: [meme dikleştirme sonrası spor, göğüs estetiği iyileşme, ameliyat sonrası egzersiz]
Aynada yeni dikilmiş, yerçekimine meydan okuyan o muhteşem sonucu gördün ve hemen taytını çekip koşu bandına atlamak istiyorsun, değil mi? Dur, vallahi billahi dur! O işler öyle aceleye gelmez işte. Ameliyattan yeni çıkmışsın, dikişlerin henüz “dünyaya adapte olmaya” çalışıyor. İlk iki hafta o kollar omuz hizasından yukarı kalkmayacak, o kadar. Koşmayı, zıplamayı, hele ki o ağırlık istasyonlarına yanaşmayı aklından bile geçirme abi ya. Şurada iki dirhem keyif süreceksin, acele edip her şeyi berbat etmenin alemi yok.
Doktorlar genelde yuvarlak konuşmayı sever ama ben biraz agresif olacağım bu konuda; neticede o memeler bedava yapılmadı. İlk bir ay kardiyo falan yalan, unutun onu. Yürüyüş yapabilirsin bak, ona lafım yok. Akşamüstü çık, mahallede şöyle bir iki tur at, kan dolaşımın hızlansın. Ama o kadar. Nabzı öyle deli gibi fırlatacak, insanı nefes nefese bırakacak hareketlerden uzak duracaksın. Neden mi? E dikiş yerlerin zorlanırsa, içeride bir kanama falan olursa… Neyse, içinizi karartmayayım şimdi ama mantıklı düşününce insan hak veriyor.
Zaten o özel medikal sütyeni boşuna giydirmiyorlar adama. Vücudun sana “buralara dokunma, daha yeni yerleşiyoruz” derken senin pilates bandıyla aşk yaşaman komik kaçıyor. Üçüncü haftadan sonra yavaş yavaş hafif alt vücut egzersizlerine geçebilirsin belki. Yani bacak çalış, squat yap, ne bileyim hafif hafif yürümeye devam et. Ama üst vücut? Asla. Göğüs kaslarını çalıştıracak en ufak bir gerginlik, o güzelim dikiş hatlarının genişlemesine sebep olur ki, bunu rüyanda görsen kabus diye uyanırsın.
Dördüncü haftaya geldik diyelim, her şey de yolunda gidiyor, kontroller harika. İşte o zaman hafiften hafiften tempoyu artırabilirsin ama yine de o ağır dambıllara el uzatmak yok. Vücut ağırlığınla yapacağın minik hareketler yeter de artar bile. Aslında mesele tamamen sabır işi. Altı hafta dişini sıkacaksın. Altı koca hafta… Sonrasında zaten o spor salonunun altını üstüne getirirsin, kimse de sana karışamaz.
Yahu bir de şu sporcu sütyeni meselesi var ki, hayati önem taşıyor. Ameliyattan aylar sonra bile spora giderken öyle sıradan, gevşek sütyenlerle gidemezsin. Taş gibi, memeyi milim oynatmayacak cinsten bir şey bulacaksın. Zıpladıkça o dokular aşağı yukarı sallanırsa, yerçekimi denen o ezeli düşmanımız hemen devreye girer. Biz bu ameliyatı neden olduk o zaman? Boşu boşuna mı o kadar acı çekildi, o kadar masraf yapıldı? Kendinize gelin lütfen, spordan kaçmıyor ya salonlar…
Yani işin özü, aceleci davranıp kahramanlık yapmaya gerek yok. Vücudunu dinlemeyi öğreneceksin bu süreçte. Şurası sızladı mı, duracaksın. Burası gerildi mi, hemen bırakacaksın egzersizi. Eski formuna dönmek isteyişini çok iyi anlıyorum ama inan bana, o yeni hatların tam oturması için zamana ihtiyacı var. Biraz sakin, biraz temkinli… Sonrası zaten tamamen keyif, tamamen özgüven patlaması.
Kaynak: Orijinal Haber