Bilgi Kutusu
Anahtar Kelimeler 3 adet [çocuklarda besin alerjisi, alerjen gıdalar, çapraz bulaşma]
Süt, yumurta, kuruyemişler… Liste uzayıp gidiyor vallahi. Küçüklükten beri her önüne geleni yiyebilen biriyseniz, çocuğunun tabağına dedektif gibi bakan bir ebeveynin halini anlamanız biraz zor olabilir. İşin aslı, bu durum artık modern zamanların en büyük bilmecelerinden biri haline geldi.
Evdeki hesap çarşıya uymuyor çoğu zaman. Sadece çocuğun ne yediği değil, o yemeğin piştiği tencere bile bir anda görünmez bir düşmana dönüşebiliyor. Çapraz bulaşma dedikleri o nane var ya, işte her şeyi altüst eden tam olarak bu…
Etiket okumak diye yeni bir hobi ediniyorsunuz mecburen. Ama ne okumak! İçindekiler kısmındaki o küçücük yazılardan bahsediyorum; “Eser miktarda içerebilir” ibaresini görünce eliniz ayağınız birbirine dolanıyor, ürünü hemen rafa geri bırakıyorsunuz. Şaka gibi ama gerçek.
Misafirliğe gitmek bir dert, dışarıda yemek ayrı bir dert. “Bizim çocukta da vardı, büyüyünce geçti abi ya” diyen komşunun iyi niyetli ama tehlikeli tavsiyelerine kulak tıkamayı ne zaman öğreneceğiz acaba? Her çocuk biricik, her bünye apayrı bir dünya sonuçta.
Alerji doktoruyla akraba gibi oluyorsunuz bir süreden sonra. Randevu günleri takvimde kırmızıyla işaretleniyor, her tahlil sonucu sanki bir üniversite sınavı heyecanı yaratıyor insanda. Yine de o testlerin her zaman yüzde yüz doğru sonuç vermediğini bilmek…
Evdeki mutfak düzenini askeri kışlaya çevirenler var, haksız da sayılmazlar hani. Alerjen gıdayı evin kapısından bile sokmamak kesin çözüm gibi duruyor ama hayatın gerçekleri buna ne kadar izin veriyor ki? Okulu var, kreşi var, arkadaşının doğum günü partisi var.
Çocuğun okul çantasına gizlice fazladan güvenli atıştırmalık koymak… Sırf arkadaşları kantinden bir şey alırken o melül mahzun bakmasın, kendini dışlanmış hissetmesin diye yapılan o küçük fedakarlıklar kalbimizi sızlatıyor bazen.
Panik her zaman en kötü kılavuzdur, bunu asla unutmamak lazım. Yanınızda sürekli bir acil durum kiti taşımak ilk başlarda çok ağır bir yük gibi gelse de, zamanla cüzdan taşımak gibi sıradan bir alışkanlığa dönüşüveriyor. Hayat kurtaran o küçük iğne her an elinizin altında olmalı.
Doğru bilinen yanlışlar o kadar çok ki etrafta. Mesela “Bir kereden bir şey olmaz” mantığı… Vallahi billahi en büyük tehlike bu düşünce tarzından çıkıyor. Vücudun savunma mekanizmasının ne zaman, ne kadar sert bir tepki vereceğini kestirmek imkansız çünkü.
Belirtileri çok iyi gözlemlemek gerekiyor, gözden kaçan ufak bir kızarıklık ya da hafif bir kaşıntı aslında yaklaşan bir fırtınanın habercisi olabilir mi? Vücudun sesini dinlemek, çocuğun dilinden anlamak bu süreçte en büyük rehberimiz oluyor.
Zaman her şeyin ilacı derler ya, besin alerjilerinde de durum biraz böyle galiba. Birçok çocuk büyüdükçe, bağışıklık sistemi güçlendikçe bu alerjileri geride bırakıyor. Yani aslında bu durum kalıcı bir ceza değil, sadece geçilmesi gereken zorlu bir viraj…
Kaynak: Orijinal Haber