A Milli Takım, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu ikinci hafta maçında Paraguay ile karşı karşıyageldi ve sahadan 1-0’lık yenilgiyle ayrıldı. Bu sonuçla beraber daha son maçlar bile oynanmadan Dünya Kupası’na veda ettik yahu. Tam 24 yıl sonra bir şampiyonaya gitme şansı yakalamışız ama gelin görün ki turnuvaya veda eden ikinci takım olduk. İlki Haiti’ydi, arkasından da biz gittik… Spor yazarları faturayı ilk olarak A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’ya kesti bile. Adam resmen bizi 3. dünya futbol ülkesi olarak görüyor olacak ki Curaçao, Haiti, Ürdün, Irak, Yeni Zelanda, Özbekistan ve Yeşil Burun’un bile gittiği turnuvaya katılmayı büyük başarı sayıyor.
İşin aslı şu ki, İtalyan hoca eski bir forvet oyuncusuydu ama bir santrforun görev tanımını bile yanlış yorumluyor, vallahı şaka gibi. Top almak, tutmak, etrafındakilere alan yaratmak, gerektiğinde duvar olmak yok. İki maçta da adeta tek kale oynayıp doğru düzgün pozisyon üretemedik be kardeşim. Seçtiği kadrodaki kulübede oturanların yarısı kendi takımlarında oynamayan veya istenmeyen oyuncular yahu. Deniz ve Can’ı asla bu takımın bir parçası haline getiremedi, Aral’ı hiç düşünmedi bile. Açık konuşmak gerekirse 48 takımın gittiği bir Dünya Kupası’na Romanya ve Kosova’yı play-off’ta eleyerek katılmak da başarı değildiki.
Bak şimdi, Reha Kapsal ne diyor? Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi için hazırlığı 6 Nisan’da başlayıp 29 Mayıs 1453’te, yani tam 53 günde gerçekleştirdi. Haliç’e karadan gemileri indirdi da koskoca imparatorluğu yıktı. Doğru plan, strateji ve kurgu ile bu zaferi kazandı adam. Peki 3 yıldır bu takımı çalıştıran, o istediği için lig erken bittiği halde, iki maçta bir milli takımın oyun anlayışı, planı, stratejisi olmazmı? Esas Montella bizlere bunları anlatmalı. İtalyan inadı uğruna 80 milyonun hevesi kursağında kaldı vesselam. Montella doresti dimettert! Yani, Montella istifa…
Sahaya çıkan hiçbir oyuncumuz kendi potansiyeline ulaşamadı arkadaş. Arda, Hakan, Kenan ve diğerleri ayakta duramadı. Çöl etkisi mi yoksa başka bişey mi var anlamadık? Hakan Çalhanoğlu ve Kerem sahada yok gibiydi; tıpkı Avustralya maçında olduğu gibi. Yunus Akgün de onlara keza… Kulübede ise Can Uzun, Deniz ve Orkun bekliyordu. İyi bir teknik adam 46. dakikada Kerem, Yunus ve Hakan’ı çıkarıp, Orkun, Deniz ve Can’ı sahaya sürer ama nerde… 60’ta Can’ı, sonlara doğru da Orkun’u oyuna aldı. Pes! Yazık… Çok yazık… Aylardır, Kenan, Can ve Deniz’in yerine Kerem, Barış ve Yunus’u tercih eden Montella, futbol tarihimizin en iyi jenerasyonlarından birini heba ediyor. Eve gönderdiği Aral’ı ve görmezden geldiği Emirhan’ı saymıyorum bile.
Montella’nın ilk maçtaki hatalara rağmen oyun planı ve kadro seçiminde yenilenmeye gitmemesi, İtalyan inatçılığının bir göstergesiydi. Yapılan değişikliklerin tümü panik hamleleriydi hep. Roma’ya giderken Hakan Çalhanoğlu’nun ‘Gitme bizimle kal, büyük başarılara seninle imza atmak istiyoruz” sözüyle Milli Takım’da göreve devam eden Montella’nın, zihinsel olarak turnuvaya tam olarak hazırlanmadığını gördük işte. Çalhanoğlu da ne yazık ki Montella’ya verdiği sözün arkasında duramadı. Milli Takım’ın doymuş değil başarıya aç oyunculardan oluşması gerekir. Ayrıca artık Milli Takım’da paraların, villaların konuşulduğu ortam olmamalıdır türkiye de.
Takımın ruh halini bilmeden hatta ‘Amerika’ya neden psikolog götürülmedi’ diye hesap sormayan TFF yönetiminin, ‘Kupayı alacağız’ söylemenin, ne kadar gerçekçilikten uzak bir hayalcilik olduğunu gözlemledik. Sadece Montella bir bedel ödememeli, TFF yönetimi de şapkasını önüne koyup hataların hesabını vermeli. Vincenzo Montella maç sonunda ne dediki? “35 yıldır futboldayım. Normalde 50 yılda bir yaşanacak şeyler bize iki maçta denk geldi. İki maçta 65 şut çektik. Topa sahip olmayı söylemiyorum bile… Nasip” dedi. İkinci maçta rakip uzun süre 10 kişi oynamasına rağmen sonuç değişmedi. İki maçın sonunda; rakipler Avustralya ve Paraguay, hanede ise 0 gol ve 0 puan… Nasipmiş… Kendini beğenmişlik, nasibini geciktirir hoca! Bakalım bundan sonra ne olacak, kimler bavulunu toplayacak?
Kaynak: Orijinal Haber