Türkiye ile aynı kaderi yaşıyorlar, gol atamayan sadece üç ülke kaldı. Yedi takım veda etti, 12 takım turladı

25.06.2026 - 06:30
YAYINLANMA
4 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Bilgi Kutusu
Anahtar Kelimeler 3 adet [akıllı lens katarakt ameliyatı net görüş]

Gözlerindeki o eski, net dünyayı özleyen, her sabah uyanınca perdeleri açtığında o puslu manzaradan bıkıp usanan dostum, vallahi billahi yalnız değilsin ya… Zaman akıp gidiyor, yaş alıyoruz, yoruluyoruz ve o canım göz merceğimiz de bizimle beraber eski parlaklığını yitirip matlaşıyor işte, buna katarakt diyorlar ama durup dövünmenin inan ki hiç sırası değil şimdi. Bu dertten muzdarip o kadar çok insan var ki, sanki dünya bir sis bulutunun arkasına saklanmış gibi hissettiren o illeti hayatından tek bir hamlede çıkarıp atmak tamamen senin elinde, bunu sakın unutma. Akıllı lens dediğimiz o mucizevi teknoloji tam da bu noktada devreye giriyor; operasyon esnasında gözün içindeki o işlevini yitirmiş, artık ışığı geçirmeyen tembel merceği kibarca yerinden alıyorlar ve yerine ömürlük, pırıl pırıl, hem uzağı hem yakını hem de ara mesafeleri canavar gibi gösteren o akıllı can yoldaşını yerleştiriyorlar. Ne bir ağrı ne bir sızı, lokal bir damlayla gözü uyuşturup bitiriyorlar işi, sen daha ne olduğunu anlamadan, hani o çok korktuğun ameliyat masası var ya, işte oradan bambaşka bir enerjiyle, hayata yeniden tutunarak kalkıveriyorsun.

Şimdi bana sorsan ki “Abi ya, bu iş gerçekten bu kadar kolay mı, hiç mi risk yok, insan ürküyor sonuçta göz bu…” diye, inan sonuna kadar hak veririm sana, çünkü insan bilmediği şeyden, hele ki en hassas organı olunca deli gibi korkuyor. Ama o ameliyathane kapısından içeri adım attığın an o modern cihazları, o tecrübeli elleri görünce içindeki o gereksiz vesveselerin hepsi sabun köpüğü gibi sönüp gidiyor, bana güven bu konuda. Doktor o küçücük kesiden girip kataraktlı bölgeyi ultrason dalgalarıyla tabiri caizse eritip temizlerken sen sadece yukarıdaki hafif bir ışığa odaklanıyorsun, hepsi bu kadar, şaka gibi ama gerçek. Temizlenen o yuvaya katlanabilir yapıdaki akıllı lensi öyle bir incelikle yerleştiriyorlar ki, o mercek gözün içinde kendi kendine açılıp tam oturuyor ve bir daha ömrün boyunca ne yerinden oynuyor ne de seni rahatsız ediyor… Yaşama sevincini, o gazete kağıdındaki küçücük harfleri gözünü kısmadan okuyabilmenin o muazzam lüksünü düşünsene bir, değer her şeye.

Bir düşün bakalım, en son ne zaman gözlüksüz bir şekilde telefonunun ekranına rahatça baktın, ya da yolda yürürken karşıdan gelen o eski dostunun yüzünü net seçebilmek için kaç saniye gözlerini kısmak zorunda kaldın? Bu akıllı lens tedavisinden sonra o hayatını kısıtlayan, seni sürekli birilerine bağımlı kılan o kalın camlı gözlükleri çöpe atma vakti gelmiş demektir, hani derler ya yeni bir sayfa açmak diye, aynen öyle işte. İyileşme süreci de öyle aylarca süren, insanı eve hapseden cinsten zorlu bir şey kesinlikle değil; operasyonun ertesi günü o gözündeki koruyucu bandaj açıldığı an, hani o ilk saniyelerde dünyayı ilk defa görüyormuş gibi bir şaşkınlık oluyor ya… İşte o an gözlerinden süzülen o mutluluk gözyaşları, verdiğin o cesur kararın en büyük kanıtı, en büyük ödülü oluyor insana. Kendine bir iyilik yap, erteleme şu hayatı, o puslu camın arkasından dünyaya bakmayı bırakıp renklerin o en canlı, en gerçek haliyle kucaklaşmak için harekete geç, inan bana buna sonuna kadar değecek.

Kaynak: Orijinal Haber

Sinan Kaleli
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
18

Yorum Yap