Cristiano Ronaldo, altıncı ve son Dünya Kupası’nı yaşadı. Turnuvada tam 11 gol atarak, tarih kitaplarına geçti. Ancak bu, onun için bir turnuvanın çok ötesinde oldu. Gözyaşlarının döküldüğü o anlar, Ronaldo ve Portekiz’in yeni yollar bulma zamanının geldiğini gösterdi. Henüz tam anlamıyla uluslararası kariyerine veda etmemiş olsa da, bu turnuvanın sonuçları, Portekiz’in geleceği için bir işaret niteliği taşıyor.
Portekiz, İspanya ile oynadığı maçta oldukça temkinli bir oyun sergiledi ve maçı uzatma dakikalarına kadar dengeyi koruyarak götürdü. Ancak, ileriye dönük adım atma konusunda eksik kaldılar. Bir Premier Lig yıldızı olan Bruno Fernandes ile art arda Şampiyonlar Ligi kazananları Joao Neves ve Vitinha’nın orta sahada bulunmasına rağmen, bir şeyler eksikti. Defansif anlamda Ruben Dias ve Nuno Mendes’in sağladığı dayanıklılık yeterli olmadı. Joao Cancelo, Bernardo Silva, Pedro Neto, Rafael Leao gibi yıldız oyunculara sahip olmalarına rağmen, takımda o eksik parçayı bulamadılar.
Ronaldo’nun bu yaz Dünya Kupası’ndaki performansı, onun için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Beş maçta bir tek dribling yapmamış olması, bir zamanlar dünyanın en iyi hücum oyuncularından biri olarak anılan Ronaldo için oldukça düşündürücü. Hatta, 40’lı yaşlarındaki Cape Verde kalecisi Vozinha bile bir dribling yapma başarısını gösterdi. Bu, Ronaldo’nun yaratıcılığının ne kadar azaldığını gözler önüne serdi. Turnuva boyunca 17 şut çekmesine rağmen, takım arkadaşlarına yalnızca bir şans yarattı. O da, İspanya ile oynanan son 16 turunda 75. dakikada Vitinha için yaptığı tehlikesiz bir şuttu.
Bakalım, Ronaldo’nun beklenenden çok daha az yaratıcı bir oyun sergilemesi, onun futbol kariyerinin sonlarına yaklaşmakta olduğu anlamına mı geliyor? Beklenen asist sayısı sadece 0.01 gibi düşük bir rakamla, elit futbolun artık Ronaldo’dan çok daha ileride olduğunu gösteriyor. Kylian Mbappe, Lionel Messi, Erling Haaland ve Harry Kane gibi oyuncuların, sadece gol atmakla kalmayıp takım arkadaşları için de fırsatlar yarattığı bir dönemde, Ronaldo’nun bu eksikliği büyük bir handikap oldu.
Portugal, şimdi evinde oturmak zorunda kaldı. Geçmişin izleri zaman zaman kendini gösterse de, Ronaldo’nun uluslararası arenada bıraktığı gölge hala devam etmekte. Euro 2028’de, Portekiz’in Ronaldo olmadan nasıl bir yol çizeceği merak konusu olacak. Ramos ya da Ronaldo’nun mirasını devralacak olan kim olursa olsun, yıllarca bu simge isimle ilgili sorular yöneltilmeye devam edecek. Unutmamak lazım ki Ronaldo, Euro 2016 zaferinin kaptanıydı.
Sonuç olarak, Ronaldo’nun Dünya Kupası’ndaki performansı kariyerini tanımlamayacak, ancak onu takip etmeye devam edecek. Messi’nin kazandığı bir yarışmada çeyrek finali geçememiş olması, onu çağımızın en büyük tartışmalarından birinin hedefi haline getirecek. O, Dünya Kupası’nı kazanamamış en iyi oyuncu olarak tarihe geçecek.
Kaynak: Orijinal Haber