Yeşil sahada top yuvarlaktır derler ya hani, vallahi doğru! Dünya Kupası tarihi boyunca ne devler devrildi, ne krallar koltuğundan oldu bi bilseniz. Bugüne kadar futbolun en büyük sahnesinde öyle sonuçlar alındıki, tüm dünya buz kesti, bahisler altüst oldu. Sahaya kesin kazanır diye çıkan o dev takımlar, isimlerini bile duymadığımız ülkelerin yürekli çocuklarına çarpıp elendiler. Kim derdiki o yenilmez armada denilen kadrolar, parmak ısırtan taktiklerle, sokağın inancıyla sahada darmadağın olacak? İşte yeşil sahaların gördüğü, hafızalara kazınan o en çılgın, en akılalmaz geceler…
Bak şimdi, sene 1950. Brezilyada düzenlenen turnuvada İngiltere dönemin en güçlü takımlarından biri olarak görülüyor. Adamlar kendilerine boşuna “Futbolun kralları” demiyor yani, kibir tavan yapmış durumda. Karşılarındaki abd takımı ise sahaya adeta “kesilmeye hazır koyunlar” gibi çıkacak diye düşünülüyor. Herkes fark bekliyor, İngilizler maçı kaç kaç kazanacaklarını tartışıyordu. Ama o sahada tablo tamamen değişti yahu! Karşılarındaki abd takımı profesyonel bile değildi; öğretmenler, bulaşıkçılar ve farklı mesleklerden gelen oyunculardan kurulu toplama bir ekipti. İşte o bulaşıkçılar, o öğretmenler İngiltereyi 1-0 mağlup ederek futbol tarihinin en büyük şoklarından birine imza attı. Tek bir gol, koca bir imparatorluğu yıktı geçti.
Maçın o tek golünü Haiti doğumlu Joe Gaetjens attı. Koskoca İngiltereyi yıkan golü atan Gaetjens’in hikayesi ise sonradan trajik şekilde sona erdi. Ülkesine döndükten sonra Haitide François “Papa Doc” Duvalier rejimiyle ters düşen Gaetjens’in, 1964’te Tonton Macoutes tarafından işkenceyle öldürüldüğüne inanılıyor. İnanır mısınız, bir dönem dünyayı sallayan adamın sonu böyle oldu… Bu inanılmaz maçın sonucu daha sonra “The Game of Their Lives” adlı kitaba konu oldu ve sinemaya da uyarlandı. Futbolun kralları dedikleri adamlar, bir kasap bir öğretmen karşısında sahada eridi gitti işte.
Neyse, devam… Geldik 1966 Dünya Kupası’na. Bu turnuva ev sahibi İngiltere’nin şampiyonluğuyla hatırlansada Kuzey Kore için de unutulmaz bir turnuva oldu, yalan yok. Turnuvaya Avustralya’yı play-off’ta geçerek katılan Kuzey Kore’nin; Sovyetler Birliği, İtalya ve Şili’nin yer aldığı o ölüm grubunda şansının çok az olduğu düşünülüyordu. Millet bunlara averaj takımı gözüyle bakıyordu. Ancak Asya temsilcisi, son grup maçında İtalya karşısında tarihi bir galibiyet aldı. Giacinto Facchetti, Sandro Mazzola ve Gianni Rivera gibi dünya yıldızlarına sahip İtalya, Middlesbrough’daki Ayresome Park’ta Kuzey Kore’ye 1-0 yenildi. Şaka gibi ama gerçek!
Maçın tek golünü 42. dakikada Pak Doo-ik attı ve İtalyanları evine ağlayarak gönderdi. Kuzey Kore daha sonra çeyrek finalde Portekiz karşısında da boş durmadı, maçta 3-0 öne geçtiler ama Eusebio’nun önderliğindeki o muazzam geri dönüşe engel olamadılar. Sahadan 5-3 mağlup ayrıldılar belki ama o İtalya galibiyeti, Dünya Kupası tarihinin en çarpıcı sürprizlerinden biri olarak tarihe altın harflerle kazındı. Bir sıfır, evet sadece tek gol İtalyayı turnuvanın dışına itti.
Yıllar geçti, sene oldu 2002. Asyadaki turnuvanın açılış maçında son şampiyon Fransa, turnuvanın çiçeği burnunda yeni takımlarından Senegal ile karşılaştı. Fransa kaptanı Marcel Desailly daha turnuva başlamadan havaya girmiş, Arjantin ile oynayacakları “rüya finalden” söz ediyordu. Büyük lokma ye büyük söz söyleme demişler boşuna değil! Senegal, Seul’de oynanan maçta Fransaya büyük bir şok yaşattı. Zinedine Zidane’ın sakatlığı nedeniyle forma giyemediği Fransa, 1998 şampiyonu kadronun birçok yıldızına rağmen Senegal savunmasını bir türlü aşamadı.
El Hadji Diouf’un nefis hazırladığı pozisyonda Papa Bouba Diop’un attığı gol, Senegal’e 1-0’lık tarihi galibiyeti getirdi. Fransız teknik direktör Bruno Metsu yönetimindeki Senegal, aldığı bu gazla turnuvada çeyrek finale kadar yükseldi. Son şampiyon Fransa ise grup aşamasında elenerek büyük bir hayal kırıklığı yaşadı, adamlar tek bir gol bile atamadan evine döndü desek yeridir.
Yakın tarihe gelelim, 2022 Dünya Kupası’nda Suudi Arabistan’ın Arjantin’i 2-1 yenmesi, modern futbol tarihinin en büyük sürprizlerinden biri oldu şüphesiz. Lionel Messi’nin penaltı golüyle öne geçen Arjantin, ikinci yarıda Suudi Arabistan’ın çılgın geri dönüşüne engel olamadı. Hele o Salem el-Dawsari’nin muhteşem golü yok mu, adeta örümcek ağını aldı ve Suudi Arabistan’a tarihi galibiyeti getirdi. Suudi Arabistan Teknik Direktörü Herve Renard maçın ardından, “Bugün gökyüzündeki bütün yıldızlar bizim için hizaya girdi. Futbol bu. Bazen tamamen çılgınca bir şey olabilir.” ifadelerini kullandı. Hakikaten çılgıncaydı! Suudi Arabistan bu başarının devamını getiremeyip gruptan çıkamadıda ne oldu? Arjantin turnuva sonunda toparlandı ve Lionel Messi önderliğinde nihayet Dünya Kupası’nı kazandı.
Ve son olarak Cape Verde’nin İspanya karşısında aldığı 0-0’lık beraberlik de bu listeye yeni bir halka ekledi. Dünya Kupası’na ilk kez katılan o küçücük ada ülkesi, Avrupa şampiyonunu durdurarak futbolun en büyük sahnesinde unutulmaz bir gece yaşadı, adını tarihe yazdırdı. Bakalım bundan sonraki turnuvalarda ne gibi çılgınlıklara şahit olacağız, hangi cüceler devleri dize getirecek? İzleyip göreceğiz arkadaşlar…
Kaynak: Orijinal Haber