Bilgi Kutusu
Anahtar Kelimeler 3 adet [lohusalık baş dönmesi doğum sonrası]
Lohusalık döneminde baş dönmesi yaşayan kadın sayısı sanıldığından çok daha fazladır. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünür. Bebek sağlıklıdır, doğum geride kalmıştır, aile mutlu görünüyordur. Ama işin görünmeyen tarafında annenin bedeni büyük bir değişimin tam ortasındadır. Günlerdir süren uykusuzluk, doğumun getirdiği fiziksel yorgunluk, hormonal değişimler ve yeni bir düzene alışma çabası bazen öyle yoğun hissedilir ki kişi ayağa kalktığında dünyanın hafifçe döndüğünü hissedebilir. Birçok kadın ilk başta korkar. Acaba normal mi diye düşünür. Hatta bazen bunu kimseye söylemez. Çünkü herkes bebeğe odaklanmıştır, kendi yaşadıklarını ikinci plana atar…
Doğumdan sonra vücudun kısa süre içinde eski düzenine dönmeye çalışması oldukça karmaşık bir süreçtir. Kan hacmi değişir, hormon seviyeleri farklılaşır, sıvı dengesi yeniden şekillenir. Bu kadar büyük bir dönüşüm yaşanırken zaman zaman baş dönmesi ortaya çıkabilir. Özellikle uzun süre oturduktan sonra aniden ayağa kalkıldığında yaşanan sersemlik hissi birçok annenin ortak deneyimlerinden biridir. Vallahi bazen birkaç saniye sürer ve geçer, bazen de kişinin oturup dinlenme ihtiyacı duymasına neden olur. Bu durum her zaman ciddi bir sağlık sorunu anlamına gelmez ancak dikkatle takip edilmesi gereken bir işaret olarak görülmelidir.
Kan kaybı da bu dönemin sık konuşulmayan nedenlerinden biridir. Özellikle doğum sırasında fazla kan kaybı yaşayan kadınlarda demir eksikliği ve kansızlık gelişebilir. Kansızlık ortaya çıktığında kişi kendini sürekli yorgun hissedebilir. Merdiven çıkarken nefesi kesilebilir. Baş dönmesi de bu tabloya eşlik edebilir. İlginç olan şu ki bazı anneler bunu normal yorgunluk sanır. Günlerce hatta haftalarca böyle yaşar. Sonra yapılan basit bir kan tahlilinde durum ortaya çıkar. İnsan bedeni bazen sessiz sessiz sinyal verir ama o sinyalleri anlamak her zaman kolay olmaz.
Uykusuzluğun etkisi çoğu zaman küçümsenir. Oysa yeni doğan bir bebeğin bakımını üstlenen annenin gece boyunca defalarca uyanması gerekir. Bir gece, iki gece değil… Günlerce süren bir süreçten söz edilir. Beyin yeterince dinlenemediğinde denge mekanizmaları da etkilenebilir. Kimi zaman göz kararması yaşanır, kimi zaman baş dönmesi hissi oluşur. Hatta bazı anneler odanın hafifçe sallandığını tarif eder. İlk duyulduğunda ürkütücü gelebilir ama uzun süreli uyku eksikliği insan vücudunda gerçekten şaşırtıcı etkiler oluşturabilir.
Yetersiz beslenme ve susuz kalmak da işin başka bir boyutudur. Özellikle emziren annelerin sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Gün içinde bebekle ilgilenirken kendi ihtiyaçlarını unutmak oldukça yaygın bir durumdur. Bir bardak su içmeye fırsat bulamayan anneler vardır. Saatlerce aç kalanlar da… Sonra bir anda halsizlik başlar. Baş dönmesi eşlik eder. Bazen küçük bir öğün yemek, biraz su içmek ve kısa bir dinlenme bile kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlayabilir. Basit gibi görünür ama etkisi büyük olabilir.
Psikolojik yükün fiziksel belirtilere dönüşmesi de mümkündür. Lohusalık dönemi yalnızca bedensel değil, aynı zamanda duygusal bir yeniden yapılanma sürecidir. Endişeler, kaygılar, sorumluluklar ve alışılmaya çalışılan yeni hayat düzeni insanı tahmin edilenden daha fazla etkileyebilir. Kimi anneler sebepsiz yere huzursuz hisseder. Kimi sürekli tetikte yaşar. Böyle zamanlarda baş dönmesi, çarpıntı veya nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. İnsan bazen bedeninin ne kadar hassas çalıştığını görünce şaşırıyor doğrusu…
Yine de her baş dönmesini sıradan kabul etmek doğru olmaz. Şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, bayılma hissi, nefes darlığı, göğüs ağrısı ya da yüksek tansiyon gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka sağlık değerlendirmesi gerekir. Çünkü bazı durumlarda baş dönmesi daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Özellikle doğum sonrası dönemde ortaya çıkan bazı tansiyon problemleri veya dolaşım sistemiyle ilgili durumlar erken fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir.
Lohusalıkta baş dönmesi yaşayan var mı sorusunun cevabı aslında oldukça nettir. Evet, yaşayan çok sayıda kadın vardır. Hatta düşündüğünden daha fazla… Ancak her annenin hikâyesi birbirinden farklıdır. Kimisi birkaç gün içinde tamamen düzelir, kimisi biraz daha uzun bir toparlanma süreci geçirir. Önemli olan yaşanan belirtileri yok saymamak, bedenin verdiği mesajları dinlemek ve gerektiğinde destek almaktan çekinmemektir. Çünkü yeni bir hayat dünyaya gelirken annenin sağlığı da en az bebek kadar değerli, en az onun kadar dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bazen insanın kendine dönüp “Ben nasılım?” diye sorması gerekir. Lohusalık dönemi tam da böyle bir dönemdir…
Kaynak: Orijinal Haber